bilndik iki ayaklı yaşama tutunmaya çalışan klasik bir insan yapısına sahibim yani sizin gibi !!!.
GİRİŞ
Sinema : 21.yüz yılın sürekli değişen , gelişen , hem görsel hem işitsel , kültürel ve sanatsal dev ticari sahası.İşte sinema günümüzde bu sözcüklerle eşdeğer bir olgudur.Ve bizde bu olgunun tarihten günümüze nasıl geldiğini , bu ilerlemede hangi badireleri atlattığını , bu badirelerde ne gibi zorlukların yaşandığını , teknolojinin bu konu üzerindeki etkisini ve bu etkinin sinemanın günümüze kadar gelmesindeki yerini izah etmeye çalışacağız.
Elbette konumuz sadece sinemanın geçmişinin ele alındığı bir durum değildir.Geçmişten günümüze bir yolculuk şeklinde anlatımı yapılacak sinemanın günümüzdeki yerini , kültürlere , ülkelere , sosyal gruplara ve hatta , kişilere ne gibi etkilerinin olduğunu elimizden geldiği kadar göstermeye çalışacağız.
Bu bağlamda devam ederek günümüzde sinemanın ticari başarısından söz ettik . Bu sektörün ne denli önemli bir saha olduğuna vurgu yapmaya çalıştık. Ki yine bu etkin ticari başarının nasıl elde edildiğine dair kendi teori ve görüşlerimizi sunduk.Tamda bu noktada sinemanın görselleşen iletişimi devreye giriyor.İşte bizim ilgilendiğimiz ve açıklamak istediğimiz de bu .
Sinemanın göstergeleşen iletişimleri , bir nevi pazara sunulmadan önce yapılan reklamları.Bu konu hakkında her birimizin aklında canlanan bir şeyler vardır elbette.Lakin işin biraz daha içine girdiğimizde çok daha yaralı ve realist bilgiler elde edebiliriz.Bizde bunu yaptık .Gördüklerimiz ve öğrendiklerimiz çerçevesinde elimizden geldiği kadar sizlere de faydalı bilgileri ulaştırmaya , bununla birlikte bizlerinde incelediğimiz bu konu hakkında düşüncelerimizi ve yorumlarımızı da sizlere sunduk.
Bizlerinde öğrendiği bilgiler ışığında “Sinemanın Göstergeleşen İletişiminin Analizi”
SİNEMANIN GÖSTERGELEŞEN İLETİŞİMİNİN ANALİZİ
Sinemanın icadı denilince akla ilk gelen Lumiera kardeşlerin gösterisidir.Bununla beraber daha önce yapılan deneyler ve çalışmalar vardır.
Özellikle Edison ’un 1890 başlarında kaydettiği görüntüler günümüze kadar gelmiştir.
Bundan yaklaşık 5 yıl sonra yani 1895 li yıllarda birçok mucit birbirlerinden habersiz sinema gösterileri yapmaya başlamışlardır.
Ama en önemlisi Agusto ve Luis LUMİERA kardeşlerin 28 Aralık 1895 te Paris ’te Grand Cafe on the Boule Verddes Capucines ‘de sundukları ilk umumi film gösterisinin genellikle sinemanın doğuş tarihi olarak sayılır.
Lakin sinemanın doğuşu aslına bakılırsa böle bir anda çıkmış bir şey değildir sonuçta bu durum bir anda gerçekleşecek bir olay değildir.Çünkü sinema belli bir oluşumdan değil birden fazla oluşumun bir araya gelerek oluşturduğu bir biçimdir.Bundan dolayıdır ki sinemanın tam anlamıyla bir başlangıcı sayılabilecek bir tarih olmamakla beraber sadece bu konu hakkında genel anlamda benimsenen teoriler vardır.
Günümüzde ise sinema çok çeşitli nedenlerle kullanılabilmekle beraber , tarihsel özelliğini de kaybetmeyen biçimleriyle de halka sunulabilmekte ve bu sunumların neticesin de sinema sektörünün ha bire yükselen çıtası işçilik anlamda belirli bir kesime iş olanağı sunan bir Pazar haline gelmiştir.Ve böylelikle kendine dünya piyasasında hatırı sayılır bir yer edinmiştir.Maddi boyutlarıyla sinemanın göz dolduran Pazar payı bu sektörün gün geçtikçe gelişeceğinin en büyük örneğidir.
Sinemasal Göstergeler
Film Afişi:
Bu gün ki sinemalar daha şimdiden kültürleri , yaşanılan coğrafyaları ve bu coğrafyanın karakteristik özelliklerini hesaba katarak işlerini bu yönde nasıl geliştirdiklerine bir çok örneklerle göstermektedirler.
Örneğin :Yönetmenliğini JERRY BRUCKHEIMER in yaptığı Amerika ve Japonya arasındaki geçen savaşı anlatan PEARL HARBOR filmi her ne kadar Amerikan yanlısı gösterimiyle ünlenmiş ve eleştiri almışsa da , bu film Japonya dada gösterime sunulmuştur. Filmi izleyen herkes bu durumun garip olduğunu düşünse de bu garipliği sinema yapımcıları sadece filmin Japonya da ki afişini farklı bir şekilde sunarak aşmışlardır.Ve bu afiş değişikliği filmin dışardan bakış açısını tamamen değiştirerek filmin olduğundan farklı bir kulvarda da yarışmasını sağlamakla beraber artı bir izleyici kitlesi ve artı bir ticari başarı sağlamasına yol açmıştır.
Pearl Harbor Amerika Afişi Pearl Harbor Japonya Afişi
Pearl Harbor Filminin Konusu:
Rafe Mc Cawley (Ben Affleck) ile Danny Walker (Josh Hartnett), çocukluk yaşlarından itibaren, çok iyi dost olarak birlikte büyüyen cesur iki genç pilottur. Okuldan mezun olduktan sonra Amerikan Hava Kuvvetlerine yazılırlar. Rafe, Birleşik Amerika Donanmasında görev yapan güzel ve cesur hemşire Evelyn Stewart’a (Kate Beckinsale) aşık olmuştur. Ama onun savaş tutkusu bu iki sevgiliyi ayırır.
İdealist bir genç olan Rafe, 2. Dünya Savaşının giderek kızışması karşısında Avrupa kıtasında Nazilere karşı mücadele eden Eagle Squadron birliğine katılmaya karar verir. Gönüllülerden oluşan bu birlikte Amerikalı, Kanadalı, Avustralyalı, İsveçli ve diğer tarafsız ülkelerden gelen pilotlar vardır. Döneceğine söz vererek sevgilisinden ve en yakın arkadaşından ayrılarak Manş Denizinin yolunu tutar. Aynı sıralarda Evelyn ile Danny’nin tayini Pasifik Cenneti olarak bilinen Hawaii’deki Pearl Harbor’a çıkar.
Elbette ki bu sadece PEARL HARBOR filminin örnek gösterdiği bir başvuru yolu değil.
Aynı uygulamayı bir çok filmde görmemiz mümkün birkaç örnek vermek gerkirse :
“KAPLUMBAĞALARDA UÇAR , GÜNEŞİ GÖRDÜM , SOĞUK DAĞ…vb” filmlerinde de aynı düşünce üzerine oluşturulan çalışmaları görebiliriz.
Örneğin: “Kaplumbağalarda Uçar” filmini de ele alırsak , aynı konudan muzdalif bir düşünceyle yurtiçi afişi ve yurtdışı afişi farklı biçimlerde göstergeleştirilerek Pazar payının arttırılması sağlanmıştır.
Filmin yurtiçi afişi konunun da bilinmesiyle birlikte savaş ortamında ki bir sahneden alınan bir fotoğrafla yapılmasına rağmen festival afişi izleyiciye biraz daha farklı bir fotoğrafla elde etmeyi hedeflemiştir.Ki bu nedenle birkaç çocuğun ön planda olduğu ve el ele tutuşup koştuğu biçimli fotoğrafın seçilmesinin nedeni de bu olsa gerek.
Ve bu farklılık festivallerde de belirli bir izleyici kitlesine hitab etmesini sağlamıştır.
Yani filmin içeriğindeki konudan muzdalif olmayan izleyiciyi farklı bir yerden yakalayarak onları da elde tutmaya çalışmanın gereğini de yakaladığı bir gerçektir.
Kaplumbağalarda Uçar İran Afişi Kaplumbağalarda Uçar Fransa Afişi
Amerika'nın Irak'a saldırısına birkaç gün kala Irak-Türkiye sınırında bir Kürt mülteci kampı… Boş kovanların, yakılmış tankların ve bomba çukurlarının orta yerindeki köyde ailesini yitirmiş Satellite (Uydu) lakaplı bir çocuk yaşar. Satellite günlerini televizyon antenlerini tamir ederek ve üç beş kelime bildiği İngilizcesiyle uydu kanallarındaki savaş haberlerini meraklı ve tedirgin köylülere tercüme ederek geçirir. Genç adam ve köyün ona hayran diğer çocuklarının bir de gelir kaynağı vardır: Mayın toplamak… Toprak altından hayatları pahasına çıkardıkları mayınları Birleşmiş Milletler?e geri satarlar. Kaza sonucu birçoğu kollarını ve bacaklarını kaybedip sakat kalmıştır…
Kaplumbağalar da Uçar Filminin Konusu:
Yönetmen : Bahman Ghobadi Senaryo : Bahman Ghobadi Oyuncular :Soran Ebrahim,Avaz Latif, Saddam Hossein Feysal, Hiresh Feysal Rahman, Abdol Rahman KarimFilmin Türü: Savaş, Drama Orijinal Adı : Lakposhtha hâm parvaz mikonand Yapımcı Firma : Mij Film Co. [ir] Yapım Yılı : 2004 Yapım Ülkesi : İran/Fransa Orijinal Dili : Kürtçe Filmin Süresi : 98 dakika Vizyon Tarihi : 06.05.2005
Yönetmenliğini Mahsun KIRMIZIGÜL ‘ ün yaptığı “GÜNEŞİ GÖRDÜM” filminin de aynı nedenlerden ötürü , bir yurtiçi gösterim afişi , birde festival afişi şeklinde iki afiş yapılarak gösterime sunulmuştur.
Bunun nedeni de filmin içeriğinin bulunduğu coğrafyanın sosyal , kültürel ve karakteristik özelliğini ele aldığından ötürü dış pazarda yani yurtdışındaki katılacağı festivaller için bunun farklı kültürlere farklı kişilik yapılarına ve sosyal sorunlara da hitab eden bir anlatım biçimini görselleştirmek zorunda oldukları için , ikinci bir afişle bu sorunun üstesinden gelmeye çalışılmıştır.Ve bu çalışma filmin içeriği ve konusuna bakılırsa yurtdışında da hatırı sayılır bir izleyici kitlesini ele almayı başarmıştır.
Güneşi Gördüm Yurtiçi Afişi Güneşi Gördüm Festival Afişi
Güneşi Gördüm Filminin Konusu:
Filmde, 6 çocuk üzerinden yola çıkılarak ülkemizde zorda kalan milyonlarca çocuğun sessiz çığlıklarına kulak veriliyor.
Sinemanın göstergeleri elbette ki sadece afişlerle değil halka sunulmadan önce yayınlanan fragmanlarla da ilintilidir.
Evet “fragmanlar” sinemanın ticari boyutundaki en büyük silahıdır.Sinema gösterime girmeden önce kendine belirli bir izleyici kitlesi elde etmeli ve onları heyecan unsuruna tabi tutarak gösterime gireceği ana kadar kendi ticaretini oluşturmak için yapması gereken bir tanıtım videosudur.genellikle filmin en heyecanlı sahnelerin birleştirilerek oluşturulduğu bu görsel ve işitsel kısa video kitlelerde belirli bir ölçüde merak unsuru uyandırarak kitleleri filmin izlenmesi yönünde ilerletebilme yoludur.
Hiç şüphesiz sinemanın reklam anlamına gelen bu öğenin de azımsanmayacak derecede asıl öğeye ilgi duyurduğu ve izlenme oranını arttırdığı da bir gerçektir.Ve bu kısa videolar sayesinde filmler sinemaya giriş tarihlerindeki başarıları elde etmişlerdir.
Zaten sinema şirketleri bunun doğruluğunu kanıtlayan biçimde yayınladıkları fragmanlarla da birbirleri ile yarışa girmişlerdir.
Öyle ki günümüz fragmanları dahi milyonlarca izleyicinin takip ettiği bir Pazar haline dönüşmüş ve bu pazardan ticari hazlar elde edilmiştir.Kimi sinemaların fragmanları sinema henüz gösterime girmeden birçok rakip firmanın gösterime giren filmlerini izlenme oranlarıyla geçmiş ve filmin gösterime girdiği zaman nasıl bir başarya imza atacağını ortaya koymuştur.
SONUÇ
Sonuç olarak “Sinemanın Görselleşen İletişiminin Analizi” adlı konunun , incelenip araştırıldığında , aslında sinemanın tarihinden günümüze dek kendi biçiminin de bu çerçevenin içinde olduğu görülüyor.
Aslında sinemanın filmlerin gösteriminin oluşturduğu bi kavram olduğu anlaşıldı.Ki bu filmlerin halka sunulması sonucu sosyalleşme ve kültürel iletişimi desteklemeyi amaç eden sinemanın geçmişten bugüne dek gelişe durduğu bir biçim olduğunu gösteriyor.
Bu nedenden ötürü olsa gerek sinemanın belirli bir çıkış tarihinin tam anlamıyla olmadığını görüyoruz.Çünkü sinema biçimsel ve aynı zamanda kavramsal bir öğe olması sebebi ile belirli aşamaların toparlanarak birleştirilmesinden doğan bir öğedir.Zaten bu da onun belirli bir doğuş tarihinin olmamasına neden olmuştur.İşte bu da sinemanın öncelikle çeşitli aşamaların doğmasını ve bu aşamalar süreci içerisinde aynı zamanda teknolojinin de gelişmesinden sonra tüm bu oluşumların toparlanarak birleştirilmesinden doğmasına neden olmuştur.
Bu bilgilerin elde edilmesinden sonra anlaşıldığı üzere sinema doğuşundan bugüne gelişmiş bir öğe olması nedeni ile günümüzün büyük ticari öğesi olma başarısını elde etmiştir.
Günümüzde sinema dünya ekonomisinin hatırı sayılır bir kısmını elde tutarak ticari boyutunu gözler önüne sermektedir.Elde edilen bilgilerin ışığında bu başarının gün geçtikçe artacağına ve her geçen gün daha da büyük bir ticari saha olacağına hiç şüphe yoktur.
ÖZET
Sinemanın görselleşen iletişim analizi adlı konumuzda öncelikle sinemanın tarihine bir göz geçirmemiz gerekir.Tarihinde gözümüze çarpan ilk şey tam anlamıyla bir çıkış tarihinin olmamasıdır.Elbette bu ilginç bir durumdur . Yalnız işin özüne bakıldığında gördüğümüz şudur ki , sinema dediğimiz biçim , aslında bir gösterim biçimi olduğundan dolayı belirli aşamaların birleşmesinden doğmuştur.Yer yer çeşitli bilim adamları bu konu hakkında çalışmalar yapmış olmasına rağmen belirli bir kişiye ait olmayan sinema genel olarak Lumıere kardeşlere mal edilir.Elbette bu teorinin elle tutulur bir kanıtı olmamakla beraber çeşitli tarihsel belgelerin ışığında bu teori desteklenir.
Her ne kadar çıktığı devre adını verecek kadar önemli bir öğe olsa da günümüzde ki yeri ile karşılaştırılamaz dahi.Çünkü 21. Yüzyıl da sinema denildiğin de dünya ticaretinin hatırı sayılır bir kısmını elinde tutmaktadır.Ve bu pay gün geçtikçe büyümekte genişlemekte çok çeşitli sektörlerin de içine girmesi ile durdurulmaz bir sektör haline gelmiştir.Her gün yeni bir biçimi ile değişimin sınırlarının zorlandığı bu görsel ve işitsel olgu , gücüne güç katmakta ve bu güçle de binlerce insana iş imkanı sağlamakla beraber , bir çok sektörün de kendi ile birlikte gelişmesine çok büyük katkıda bulunmuştur.
Elbette sinema sektörü bu büyük ciroyu elde edebilmek için bir çok yola başvurmuştur.Şüphesiz böyle hızlı büyüyen ve gelişen sektörlerin bu durumlarının borçlu oldukları konu reklamlarını ne kadar iyi yapılmasına bağlıdır.Elbette reklam söz konusu olunca bu kelime sinema sektöründe yerini Afiş ve Fragman‘a bırakır.Sinemanın göstergeleşen iletişim biçimleri olarak da görülen Afişler ve Fragmanlar günümüz de oldukça benimsenen önemsenen biçimlerdir.Hatta arttık sinema şirketleri farklı coğrafyalara , farklı kültürlere göre afişler yapmaya başlamışlardır.Yer yer gördüğümüz bu biçimlere
Pearl Harbor , Kaplumbağalarda Uçar , Güneşi Gördüm adlı filmlerin çok farklı afiş gösterimleri ile farklı coğrafyalara benimsetildiğini de görmekteyiz.
Nitekim fragmanlar bu farklılıklara örnek gösterilmese de fragmanların da sinema sektörünün göstergesel bir silahı olduğu unutulmamalıdır.Günümüz filmlerinin fragmanları dahi izlenme oranları kırmakta , hatta kimi filmleri de izlenme oranı olarak aşmış durumları fragmanların ne boyutta bir reklam anlayışını olduğunu gözler önüne sermektedir.
Bu bilgilerin ışığında , “Sinemanın Göstergeleşen İletişiminin Analizi” yapıldığında günümüzün en büyük sektörlerinden birinin Sinema olduğu görülür.Ve bu büyüklüğünü de reklamsal göstergelerine borçludur.